MEHMET ÇETİN

0
35

HER İNSANIN BAŞINDA BÜYÜK BİR DAVA VAR

Hayat bir koşturmacadır gidiyor okulu bitireceğim, acaba en çok nasıl para kazanabilirim, evleneceğim, ev alacağım, araba alacağım derken hayatın sonuna gelivermişiz bu durumu Bediüzzaman hazreleri ne kadar güzel resmetmiş diyor ki; ‘Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.’

Oysa ki hiç dinlenmeden, durmadan, tatil yapmadan, çok yüksek bir kar getiren  işimiz olsa ve  bütün  ömrümüzü  ona harcasak fani olan bu dünyadan ne kadar bir arazi çevirebiliriz bir düşünsek, mesela Ankara’nın altındağ ilçesi kadar alanı alabilir miyiz? Hatta bir mahallesi kadar bir yer? zor, hatta imkansız gibi. Hadi aldık, bu defa  ömür bitti ne işe yaradı ancak torunlara kalır. Halbuki imanla ruhu teslim etmek şartıyla cehennemden en son kurtulan bir mü’mine dünya büyüklüğünde bir arazi hem de saraylar, köşkler, bağ ve bahçelerle dolu,bir cennet. Bu konuda Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah Teâla Hazretleri ferman etti ki: ‘Ben Azimu’ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım.’ ” (Buhari)

Böyle bir bir mülk-ü bakiyi kazanmak yada kaybetmek davası insanın başına açılmış. Bu davayı kazanmak için İngiltere, Almanya, Çin, ABD ülkelerinin sermaye ve servetleri kadar servetimiz olsa aklımız da varsa bu tek davayı kazanmak için hiç tereddütsüz sarfederiz.

Bu kadar büyük bir dava işte başımızda var, ve bu asırda bu iman davasına çok büyük saldırılar var, nesillerimiz tehlike altında, İmanda en küçük bir tereddüt göstermek Allah muhafaza bizi dar-ı Ahirete imansız göç etmeye sebep olabilir.

Peki nasıl imanımızı kurtarıp muhafaza edeceğiz; İmanın mertebeleri var, Hakka-l yakin, Ayne-l yakin, ilme-l yakin iman bu mertebelere tahkiki iman denir. Tahkiki imanı elde eden bir müminin  inşallah imanı kurtarma ihtimali kuvvetlidir. Ancak taklidi imanda kalmış şüphe ve tereddüt rüzgarlarında savrulan bir imanla, imansız vefat etme ihtimali fazladır. Onun için imanımızı taklidden tahkike çıkarmak insanın dünyadaki en önemli, birinci görevi olmalıdır.

Risale-i nur eserleri Kur’anın bu asra bakan imani bir tefsiridir, bu kitapları okuyarak taklidi olan imanımızı tahkiki iman seviyesine çıkarabiliriz. Hususan da bereketli manevi ticaret mevsimi olan ramazanda  yoğun bir şekilde kur’an-ı kerim ve onun tefsiri olan risalelerle meşgul olmak  dua ve temennisiyle tüm islam aleminin Ramazan-ı şeriflerini ve leyle-i kadirlerini ve bayramların tebrik ediyorum.

 

Mehmet Çetin

 

 

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here