“SOKAK MÜZİSYENLERİNE BİRAZ SAYGI”

0
103

Bu gün Kızılay’ın caddelerinde hızlı hızlı yürürken Neşet Ertaş‘a ait olduğunu bildiğim ve  caddenin sessizliğini yırtan bir  bağlama ile söylenen türküyle içime derin bir  hüzün çöktü.

Yıllar önce magazin muhabirliği yaptığım günlerde Pamukkale’nin beş yıldızlı tatil köylerindeki eğlence merkezlerinde müzik yapan o şık giyimli, mağrur bakışlı havası beş bin, burnundan kıl aldırmayan ancak şimdiki duyduğum müziğin yanından bile geçemeyen müzisyenler geldi aklıma…

Bir yanda Kızılay göbeğinde soğukta üşümüş, yanına gelen seyyarın çayıyla ısınarak, kaset ve cd satmak için müzik yapan bir ses sanatçısı diğer yanda pala bıyık bırakmış  yada sivri topuk giymiş sesi boş ver  sözü bile anlaşılmayan ( sanatçı diyemiyorum lütfen yanlış anlaşılmasın ) saatlik hesap gören kişiler..

Bunlar arasında tek benzerlik müzik adı altında iş yapması ama birçok fark var ama buna da şans mı derler, kader mi derler bilmek ise imkânsız bir durum….

Bunları niye anlattım..  Ben Kızılay’daki değerli üstadın müziğini dinlerken ya da bir gazeteci edasıyla işimi yapıp sosyal medyada birilerine dinletirken, bir genç elinde gitarı ile yanıma yaklaşıp “lütfen abi biraz sokak müzisyenlerine saygı gösterelim” dedi. Bana ilginç geldi… anladı ki ben gazeteciyim bu konuyu haber yapacağım sandı ki ajitasyon yaparak üstadı rencide edeceğim hemen beni uyardı, belki de gazeteci olduğum için benden yardım istedi, Sokak müzisyenlerine saygı gösterilmesi hususunda …

Sonun da  başardı da .. bana iki satır  bu yazıyı yazdırarak  sokak müzisyenlerine  saygı gösterilmesinin neden gerektiğini birde benim  kalemimden açıklandı. Şansı, kaderi yada gururu ne derseniz deyin..  seçimini sokakta müzik yapmaktan yana kullananlara  saygı  duyun ve lütfen onlara teşekkür edin…  ben ettim bile……….

HÜSEYİN AKIN