SANDIK ODASI

0
33

Tarihin tozlu sayfalarını aralayarak yolculuğa başlayacağımız ilk durak Başkentimiz Ankara’mız olacak tahmin edebileceğiniz gibi sevgili okurlar…

Karşımıza çıkan ilk bilgiler Ankyra’nın, Frig’ler zamanında önemli bir kent olduğu, Pers İmparatorluğu’na giden Kral Yolu üzerinde bulunduğu ve hatta Büyük İskender’in III.Darius ile savaşmaya giderken yolunun buradan geçtiğidir.

Bölgede bilinen ilk yerleşkenin adı olan Hitit kenti Ankuva’nın ünlü krallarından Gordias’ın oğlu Midas, bir gün bozkırda bir gemi çapasına rastladığında, Frigce’de çapa anlamına gelen Ankyra’nın bu kentin yeni adı olacağı bilinmiyordu belki ama bozkırın ortasında gemi çapasının ne işi olduğu birçok araştırmacının kafasını kurcalamaya yetmişti yıllarca.

Sözlük anlamı, ‘gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç’ olan çapa veya çıpa kelimesi; Kral Midas sayesinde Frigler’in kenti Ancyra olarak yerini aldı  geçmişe uzanan bu yolda.

Frigyalılardan sonra sırasıyla Lidya, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini yaşayan şehir, Selçuklu döneminde bulunan üzüm bağlarından dolayı Farsça engür (üzüm) sözcüğünden yola çıkılarak Engürü adıyla anılmaya başlanmıştır. Ve yine başka bir rivayete göre ise Ankara Kalesinin halka angaryayla yaptırılması nedeniyle buraya angarya adından yola çıkılarak Angara adının verilmesi dolaşır yine satır aralarında.

Ankyra, Engürü ya da Angara kim bilir…

Bunca egemenliğe ev sahipliği yapmış bir şehirde doğup büyümüş, her bir taşına toprağına tüm çocukluğu boyunca değip dokunmuş bir kişi olarak günün birinde ‘vira demir’ demeyeceğini düşünerek yaşayan herkese sevgilerimle.

N.Canan DEMİRDAMAR

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here