REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Ankara Şehir Gazetesi

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Enaktüel: EKOLOJİK KIYAMET GELECEK BUGÜN NE YAPTIĞINIZA BAĞLIDIR. GANDHİ

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Enaktüel: EKOLOJİK KIYAMET GELECEK BUGÜN NE YAPTIĞINIZA BAĞLIDIR. GANDHİ
04 Haziran 2021 - 7:40
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Hepimizin ortak bir isteği var, yeşil bir dünya, temiz çevre, temiz su. Sloganlaşmış bu sözler hepimizin kulağına çok hoş geliyor. Ne yazık ki bu sloganlaşmış yaşamın temeli olan bu sözleri hayata geçirmek oldukça zor görünüyor. Aslında alınabilecek tedbirlerle bu durum hayalden çıkıp gerçek olabilir. İnsanoğlunun alınan tedbirlere uyarak yaşamına devam etmesi, yaşanacak çevreyi, ülkeyi ve neticede dünyayı daha yaşanabilir hale getirebilecektir.Hepimizin ortak çıkarı olan yerküremizi korumak insanlığın temel sorumluluğunda olduğunu unutmamak gerekir.
İnsanlığın varoluşundan bugüne ,ınsanlık doğayı kendi ihtiyaçlarına göre kullanmayı öğrenme çabası içine girmiştir. Ve doğayı kendi istekleri doğrultusunda kullanmayı başarmıştır. Ancak doğayı kullanırken onu tükettiğinin de farkına varmamaktadır.
İnsan- doğa ilişkisi incelendiğinde, ilk toplumların üzerlerinde doğanın baskın olduğu anlaşılmakta, net bir bilgi olmamakla beraber doğadaki kaynakları tüketmemek adına bir takım dini inanışları çerçevesinde önlemler aldıkları anlaşılmakta, günümüzde insanlarda doğa ile özdeşleşmek yerine, menfaatler doğrultusunda ona hakim olma isteği oluşmaktadır. İnsanın Doğaya olan davranışlarında dini inanışların olumlu etkisi olduğu kadar, olumsuz etkilerinin de olduğunu yapılan araştırmalar ortaya koymaktadır. Hiristiyanlık ve Yahudilik’te doğayı tanrının insanın hizmetine sunduğu ve ondan dilediği gibi yararlanabileceği, ifadeleri batının doğa ile olan ilişkisini belirlemektedir. Dolayısıyla doğayı insanlığa boyun eğdirerek doğal dengenin bozulması batılı devletlerin dünya düzeni hakkındaki yöntemlerinden ileri gelmektedir.
Doğal dengenin bozulmaya başlaması ve Çevre kirliliğinin dünayamıza verdiği zararların en başında elbette sanayileşme ve bunun sonucu olarak kentselleşme gelmektedir. Yapılan araştırmalar, dünya genelinde insanlığın çevreye verdiği zararların büyüklüğünün, mavi gezegenimizin bunu bertaraf etme hızını azalttığını ortaya koymaktadır.
Doğal dengelerin alt üst olması, hiç şüpesiz insanoğlunun doğal yaşamdaki kuralları gözetmemesinden ileri gelmektedir. İnsanların bu davranışlarının arkasında teknoloji ile endüstriyelleşmenin beraberinde getirdiği modern toplum anlayışı yatmaktadır. Son yüzyılda ekonomiye paralel olarak gelişen toplumlarda çevre sorunlarınında arttığı gözlenmiştir.
Doğa ile uyumlu yaşamamanın neticesinde, bir çok doğal afetlerle karşı karşıya kalmaktayız. Haberlerde sıkça duyduğumuz doğal afetlerden biri de sel. Buna rağmen halen Karedeniz Bölgesinde sık sık rastlanan sel baskınlarının dikkate alınmayıp, dere kenarlarına konutların yapılıyor olması, taş ocaklarının tarihi kalıntılara zarar verdiği, daha da önemlisi ekolojik dengeyi bozarak biyo çeşitliliğin azalmasına,hatta yok olmasına, yer altı ve yüzey sularını etkileyerek, tarım arazilerinin ve toprağın verimsizleşmesine sebeb olduğunu, yine taş ocaklarının kontrolsüz işletilmesi işçi sağlığını tehlikeye attığı gibi ocaklardan çıkan tozların ağaçların fotosentez yapmasına engel olduğu, elde edilen taşlar neticesinde arta kalan artıkların, dere kenarlarına bırakılarak derelerin taşmasına , sel ile beraber toprakların sürüklenerek doğal çevreye zarar verdiğinin sonuçları artık doğayı dinlemenin zamanı geldiğini göstermektedir. Bu dünyada baki kalmayacağımıza göre, parasal, maddi miraslar yerine yaşanabilir bir dünya mirası için çalışmak gerekmektedir. Arkası kesilmeyen felaketlerden biri de, kum ocakları nedeniyle akarsuların debilerinde değişiklik yaşanması, villalar, oteller yada daha fazla turist adına kısacası rant elde etme isteği, tarım arazilerinin yerleşim yerleri yapılması gibi doyumsuz hırslar nedeni ile dünyanın ciğeri kabul edilen ağaçları yok etmek, ekolojik kıyametin sinyalleri aslında.
Ekolojik sömürünün Dünya’mıza yaptığı baskıların arkası kesilmemekte, örneğin küresel ısınma, iklim değişiklikleri bitki ve hayvan türlerinin yok edilmesi, ozon tabakası, sulak alanların barajlarla sularının çekilmesi,barajlar vasıtasıyla nehir ağızlarında biriken alüvyonların tarım arazilerine ulaşmasını engelleyerek toprağın verimsizleştirilmesi, tarımsal üretimi azaltılması, zehirli atıklar, nükleer kirlilik, dünya nüfusunun aşırı artışı, kentselleşme ile beraber gelen enerji gereksinimi karşısında yenilenemez enerji tüketimi, gibi ekolojik krizin nedenleri üzerinde durmak gerektiği ve acilen alınan önlemlerin artırılması gerektiği, dünya medeniyetinin çöküş sinyalleri verdiğini, ülkemiz ve batılı devletler tarafından görülmesi gerekmektedir.
Artık Dünya’yı kurtarmak tüm insanlığın ortak sorunu haline gelmiştir. Yaşamın en önemli belirtisi nefes alabilmek ve vermektir. Oysa hangimiz istemeyiz tertemiz bir havada solunum yapmayı, Kirlenen hava, havaya salınan karbon ve türevleri, bunların neticesinde meydanan gelen doğal afetler, bu afetler beraberinde sel, erozyon, kuraklık gibi bir çok olumsuz doğa olaylarını beraberinde getirmektedir. Acil olarak fosil yakıtların kullanımı azaltılarak, Güneş,Rüzgar , Hidroelektrik Enerjisi, Dalga Enerjisi, Gelgit Enerji’si, Jeotermal Enerjisi, Biyokütle Enerjisi,Hidrojen Enerjisi gibi yenilenebilir enerjilere hızla geçildiğinde karbondioksit emisyonunda da azalma görülecektir.Ve yeni nesil için daha az zararlı bir çevre oluşacaktır.
Dünya’nın bugün bu aşamaya gelmesindeki en çok pay, Endüstri Devrimin’den bügüne kapitalizmin dünyayı etkisi altına alarak, sermaye birikimiyle emeğin sömürüleşerek ilk birikimlerin oluştuğu, dönemlerde dünyada hızlı bir kutuplaşmanın başladığı, kutbun bir tarafında aşırı zenginlik ve tüketimin yaşandığı Avrupa, diğer tarafında aşırı yoksulluk ve yetersiz tüketimin baş gösterdiği, Afrika,Asya’nın belirli kısımları,
Böylece ,Dünya’da yaşanan sömürü düzeni ile artan insan ihtiyaçlarını karşılamak aşırı üretimi doğurmuştur. Aşırı üretim neticesinde insanlar üretim yöntemlerine değil üretim araçlarına sahip olmak hırsı ile, zaman içerisinde hem doğaya hakim olmak, hemde insana hakim olmak gibi bir yarış içine girmiştir. Bu nedenle doğanın bütün sınırlarını zorlayıp, kendi çıkarları doğrultusunda doğa düzenini alt üst etmişlerdir.
Bu gözü dönmüş yarış içerisinde insanoğlu kendini kaybetmişken üzülerek belirtmeliyim ki , çocuklarımız, bu doğanın yıkımı neticesinde yaşanan iklim değişikleri neticesinde , doğal sebzelerin, meyvelerin, balların tadını hiç bilmeyecekler, yine caretta carattaları, bir çok kuş türünü,ayrıca bir çok endemik bitki türlerini bağrında barındıran doğal güzellikleri, görmeden onları ya bir zamanlar diye başlayan cümlelerle yada kitap sayfalarından öğrenmek zorunda kalacaklar.
Selda Yılmaz

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
FOTO GALERİ

Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Bilgiler Kopyalanamaz. @Ankara Şehir Gazetesi

hack forumwarezwebmaster forumuhack haberhack forumhack forum