REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Ankara Şehir Gazetesi

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

ŞİİİİT SANA DİYORUM!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
ŞİİİİT SANA DİYORUM!
01 Nisan 2021 - 8:19
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Milat’tan önce 2000 yılında Hititler belki de yaşamın sırrını çözmüşlerdi. Kendi telaşlı hayatları kimbilir nasıldı? Bu günkü şartlar gibi mi yaşamışlardı? Ezilen, sömürülen, sömüren ve doymayan… Nasıldı o gün yaşanılan ki durup dinlenmekten, yavaşlamaktan bahsediyor metinleri bile. Bugün kimse bilemez bunları. Günümüz telaşını kıyaslayabilecek durumda değiliz mutlaka. Belki onlar da böylesi bir dönemden geçtikten sonra yazdılar bunları duvarlarına.

Sanki günümüze yazılmış gibi… Kararınca beklemekten, ruhla dengelenmekten bahsediyor. Bu da zaten bu yazıyı günümüzde geçerli kılıyor, yerinde ve kararında tavsiyeler gibi görünüyor.

Hızlıca yaşadığımız, hızlıca yediğimiz, öfkemizi bile görmezden gelip artık neye yetişeceksek koşturup durduğumuz hayatların sigortası atıyor. Bir yoyo gibi ileri geri hareket ettireceğimizi düşünerek zamanı kendi dünyamızın içine sıkışıp kalıyoruz.

Mal varlıklarımızla övünüyoruz. Sosyal medyadaki takipçi sayılarımızla gurur duyup yalnız değiliz sanıyoruz. Onun hayatını kontrol edip didikliyoruz, bunun facebookunu araştırıp hayıflanıyor, imreniyor, güzelleşiyoruz. Evcil hayvanları beslerken bile birbirimize bakarak ilham alıyoruz. Kendimize uygun olan olmayan her şeyi hızla deneyimleyip sonuca varmaya çalışırken tam tersi sonuçlarla duygusal engelli oluyoruz.

Genç anneler babalar daha gençliklerine doymadan evlendikleri için, o evliliğin meyvesi evlatları ile yarışıyor… Evlatları ise arkadaşlarıyla yarışıp çocuk olmadan büyümeye çalışıyor. Herkesin içinde ulaşamadıkları çocukluk! Terapilerde çocukluğuna ulaşma mediatasyonları, seansları, çocukluğunuza inelim cümleleri… Çocukluğumuzla yaşamadan büyümüş olduğumuzdan travmalar taşıyoruz bedenimizin basen ve göbek kısımlarında. Birer kanguru gibi benimsemişiz onları. Kendimizi sevmek için bile zamanımız yok. Bizim çocukluğumuzdan kazananlar çevirdi sağımızı solumuzu. Sansasyonel psikolog dizileri aldı çevremizi. Onlara üzülüp kendimizi iyi hissediyoruz. Kendimizle her sorunumuz. Her sorunumuzu çözmüş gibi yapıp “Bir Başkadır” dizisinin Meryem’i gibi “Çok sürer mi bu seans, çocuğu alacam da okuldan” diye aklımızda bambaşka şeylerle oyuna katılıyoruz. Oyun bizim değil seans bizim değil. “Kurtlarla koşan kadınlar” elma kurdu hikayesi bile dinleyemeyecek kadar egolu. Her bir şeyiz biliyoruz da kendimize nasıl yetişeceğiz?

Yaşlılığın nasıl olursa olsun bir bilgelik de getirdiğini kabul etmiyoruz. Yaşlanmamak için yaptırdığımız botokslar, genç görünmek için giydiğimiz taytlar, kotlar; kendimizi daha genç hissettiğimiz müziklerle yaşlılığı uzak tuttuğumuza inanıyoruz. Oysa kabul edelim ne dünkü çocuğuz ne de çocuklarımız dünkü çocuk! Büyüyoruz, kırışıyoruz, organlarımız yavaş yavaş faaliyetlerin azaltıyor. Hele şu pandemide ölüyoruz! Hiç durup da düşünmüyoruz. Dizi kaçacak, haberlerin saati geldi, işe yetişeceğiz, ocak batacak, süt taşacak…

Acaba şöyle bir durup ruhumuzun bize yetişmesine izin versek mi? Ne dersiniz?

Mehtap İNAN 15.12.2020

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
FOTO GALERİ

Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Bilgiler Kopyalanamaz. @Ankara Şehir Gazetesi

hack forumwarezwebmaster forumuhack haberhack forumhack forum