Ankara Şehir Gazetesi

“DERİN’’ bir yara bıraktı içimde…

“DERİN’’ bir yara bıraktı içimde…
02 Haziran 2021 - 13:35

Yazılan bu yazı, bir öğ􀂢et􀂙enin (benim) anı deſt erinden
alınmış gerçek bir hayat hikayesinden derlenmiştir.
Derin bir hayatın derinliklerinde, derin bir hüzüne
sebebiyet veren DERİN’in hikayesidir
bu.
“Annesini özlemiş miniğim.
Boncuk gözlerini kocaman açmış, uzun kirpikleri
ıslanmış bir şekilde bana bakıyor. Sarıldım… Annesinin
sıcaklığını veremem ama elimden geldiğince
bütün yüreğimle sarıldım. “Yalnız değilsin, ben
varım”, dercesine sarıldım… Bütün sevgimle sarıp
sarmaladım miniğimi. O anki tek isteğim bir anlık da
olsa anne sıcaklığını hissettirip, o küçücük yüreğine
bir rahatlık, bir sıcaklık vermekti.
Öylede oldu. Rahatladı miniğim. Onunla birlikte
bende .”
Hastalığından dolayı yürüme engelliydi benim
bahar gözlü, sırma saçlı, gülüşü cenneti andıran
güzel kızım. Bu yüzden çoğu teneffüsler sınıfta yalnız
ikimiz kalırdık. İşim olduğunda da bazı öğrencilerimden
arkadaşlarını yalnız bırakmamalarını rica
ederdim.
Sabahları erkenden annesi sırtında getirirdi miniğimi.
Paydos ziline kadarda iki kere gelir, tuvalet
ihtiyacını giderirdi. Onun dışında miniğim bana
emanetti. Benim küçük değerli emanetim…!
Elimden geldiğince onun ve ailesinin yanında
olmaya çalıştım. O bahar gözleri tek bir an bile olsun
bulutlansın istemiyordum.
Yürüyemediği için, arkadaşları gibi koşup oynayamadığı
için etrafına karşı biraz agresifti benim
minik kuşum. Bu yüzden bazen arkadaşları ters
davranır, ben onları uyandığımda da bana sitem
ederlerdi. “Ama öğretmenim sizde hep bize kızıyorsunuz
” gibisinden haklı sitemler duyardım diğer miniklerimden.
Arkadaşlarının durumunu ne kadar da
anlatmaya çalıştıysam da bir türlü beni anlamak istemiyorlardı
minik kuzularım.
Minik kızımın gelmediği bir günü fırsat bilerek,
çocuklarımı karşıma alıp, onlara “Farzedin ki sizde
arkadaşınız gibi yürüyemiyorsunuz. Bu sebepten
kimse teneffüse çıkmayacak, tuvalete bile gitmeyecek.
Hatta hiç kimse yerinden kalkmayacak. Ben
de sınıftan çıkmayacağım. Hep birlikte, bu durumu
sürekli yaşayan arkadaşınızın ne yaşadığını empati
kurarak anlamaya çalışacağız”, dedim onlara. Oyle
de yaptık. Oturdukları yerde kıvranıp durdular. Çok
ta zorlandılar. Hatta ağlayan bile oldu. Ama sonunda
arkadaşlarının ne hissettiğini çok iyi anladılar. O
günden sonra benim tatlı miniklerim arkadaşlarına
karşı daha sabırlı ve daha sevgi dolu yaklaştılar.
Bir gün okulumuzun bahçesine bir yavru köpek
abone oldu. Çocuklardan gördüğü ilgi karşısında
okulun bahçesinden ayrılmaz oldu. Çocuklar adını
Duman koymuşlardı. Her teneffüs dönüşü sınıfta bir
Duman muhabbeti olurdu illa ki. Duman şöyle yaptı,
Duman böyle yaptı…
Bir gün baktım, benim bahar gözlü miniğim de
Duman’ı inceden inceye merak etmeye başladı. Ne
yapsam? diye düşünürken birden aklıma geldi. Hemen
dışarıya bir sıra çıkardım. Okulumuzun çalışanı
abimizden de miniğimi kucaklayıp dışarıya çıkarıp
sıraya oturtmasını rica ettim. Hep birlikte dışarı çıktık.
Çocuklardan, arkadaşları için Duman’ı yakalayıp
getirmelerini istedim. Hepsi birer cengaver kesildi.
Duman önde, benim küçük kahramanlarım arkada
okulun bahçesinde dört dönüyorlar. Çalılıkların içinden
girip çıkıyorlar. Elleri kolları çizik hepsinin. Sonunda
Duman kucaklarında çıkıp geldiler.
Miniğimi görseydiniz… Kucağında Duman, nasıl
mutlu nasıl mutlu…gözleri ışıl ışıl parlıyor mutluluktan.
O gece yatarken hiç susmamış. Annesine o
günkü yaşadıklarını anlatmış sevinç içinde. Annesi
ertesi gün ağlayarak anlatmıştı yaşadığı mutluluğu.
Dönem bitti, karne günü gelip çattı. Miniklerim
karnelerini alıp sevinçle dağılmışlardı. Miniğimle
de vedalaşmış, güzel temennilerle ayrılmıştık. Tabii
Duman’la da.
Aradan iki ay geçmiş, yaz tatili bitmişti. Yüreğimizde
büyük bir hüzünle nihayet okula dönmüştük.
Bir yanımız eksikti. Artık Derin’im de Duman’da yoktu.
Melek olmuştu miniğim…
Bu gün yirmi dördüncü yılımı çalışıyorum.

FOTO GALERİ