REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Ankara Şehir Gazetesi

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!!!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!!!
02 Haziran 2021 - 14:18
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Vadideki kavak ağaçlarının kıpırdanmak için bahaneye
baktığı ama o esintiyi bulamadığı bir yaz akşamındadır şehir.
Mevsim ne olursa olsun ama ille de çay olsun diyenlere
kocaman mavi porselen demlikte haysiyetli bir çay düzeneği
mutluluk getirir. Sosyal birleştirici olduğu söylenen
çay, içilmeye başlandığında Ankara biriktirdiği yağmuru indiriverir
o dakika. Kasıp kavuran ağustos sıcağını anladık
da bir şey vardı çözemediğimiz ; günlerdir söylemek ister
de söyleyemez sözünü bunalımlı hava ve İçine attığı bir sırrı,
dökmek istediği bir sürü gözyaşı vardır sanki. Oysa serde
“Ankara”olmak var efendi kalmak ve içinde taşıdığı sarıp
sarmaladığı tonlarca kalabalığı var. On dakikalık yağmurla
öfkesi dinecek kadar da yukfa yürekli bir iklimin efendisi
bizim şehir. Ona ; anlatmadan anlayan, görmeden seven
lâzımdır en mertinden. Öyle ya havası sert adamı mert derler
bizim İlimize..
Şehir merkezinde yeşile ve ağaca fazla rastlanmaz,
metropol olmanın gereğidir illede doğasız olmak. Yolu Olgunlar
sokağa düşmeli insanın ve kitap özlemeli ara sıra.
İşte o sokakta bir dizi ağaç yükselir gökyüzüne. Vakitlerden
akşamüstü olmalı hatta sokak lambalarının yandığı saatlere
denk gelmeli Ankara’nın baş başa romantizmi. İşte tam
da o akşam üstü başlamalıdır Olgunlar sokakta aşk.
Bu şehir bir kadında kişileşmiş uzun yıllar önce, bir sıfatı
olmuş Ankara’nın. Meramını koca şehre nasıl anlatsın
ki?. Yakışıklı Ankara’m olursa belki bilen bilmeyene duyan
duymayana anlatır demiş. O saatten sonra şehir “Yakışıklı
Ankara’m” olmuş. Eskiden beri Olgunlar sokaktan Tunalı
Hilmi caddesine her yürüdüğünde, Bakanlıklar durağında
genç bir kızken buluştuğu jilet gibi takım elbiseli kır saçlı yakışıklı
babası olmuş Ankara. Elinde üçe katlanmış iki tane
günlük gazete ve kızın en çok sevdiği bordo kravat beyaz
gömlek ve lacivert takım elbise babanın üstünde. Her baba
yakışıklı, ve her kır saçlı adam iyi bir baba olmuş kızın gözünde
o zamanlardan sonra. Hayatın daha sade ve biraz
daha adil yaşandığı yıllarmış otuz küsür yıl önce Ülkede ve
Ankara’da..Kaldırımlar arasındaki eşitsizlik birbirinden bu
kadar farklı değilmiş. Dilencilerin bile Türkçe konuştuğu yıllar
meğer ne çok özlenecekmiş. Şimdilerin Arapça’sı şusu
busu ne kaostur Kızılay. Mutlu olduğu yılları özlediği için mi
yazar ; yoksa yazdıkça hasret mi giderir kalem o da ilginçtir.
Üst düzey memur babaların bürokrasiyle savaşı o zaman
da çetindi ama kız çocuğunun gördüğü sadece iki yakışıklı
vardı : Ankara ve Babası..
Atatürk Bulvarı pek değişmedi. Değişen ve eksilen
hep insandı. Sevdikleri giden yalnızlaşırmış işte o bu yüzden
yalnızdı ve işin garip tarafı buna alışmıştı. Caddeler ve
sokaklar herkesin sevdiğini bir köşesinde saklar, uğrayana
hatırlatmak için. Kesip biriktirdiğimiz gazete kuponlarını
teslim ettiğimiz o büfeler. Eve zar zor getirdiğimiz ansiklopediler.
Mis gibi yeni kağıt ve cilt kokusunu aldığımızda ayların
kupon kesip biriktirme eziyetine de değmiş sonucuydu
kitaplar..Öğrenci pasosunu gururla görevliye gösterip
hakkımızla aldığımız indirimli toplu taşım biletlerinin ceplerde
unutulup koçanıyla çamaşır makinesine atılıp bir güzel
yıkandığı hüsranlı anılar..Annemiz kızar diye sağa sola
bakamadığımız, mağaza vitrininde gözümüzün kalamadığı
yıllar. Kız kısmının kaldırım saydığı oğlanlarla konuşmanın
ayıp sayıldığı elalem ne der yıllarıydı. Bunları unutmaz şehir.
Ankara, Cumhuriyet’in ilk kuruluş yıllarında üzerine aldığı
Başkent sorumluluğunun bilincinde Devlet ricalini gururla
bağrında taşımış. Geçmişte aklı selim bürokrasinin
sağduyu sahibi Devlet adamlarını görmüş, Mülkiyeliler Birliği
direnişin ve sesleri yükseltmenin yeri olurken az ötedeki
Yargıtay binasında gerekenlerin gereği doğruca düşünülmüştü.
Yönetim ve memur kentidir Ankara, aslında her
şey ne kadar da yerli yerindedir ve olması gerektiği gibidir
o yıllarda.
Aşklar bile..
Olgunlar sokaktan Tunalı Hilmi’ye hiç el ele yürünmese
de, Tunus caddesinin ağaçlı yolunda birbirine hiç “seni
seviyorum” denmese de ve ihtimâlden öteye gidemese de
kimi sevdalar yine de “ yakışıklı Ankara’m” a mâl edilmelidir
aşk adına bulvarlarda yazılan tüm dizeler.
Kalem tüm sessizliği ile fısıldar :
Ankara’m şu yağmurlu puslu iklimine
Gam yükünü almış haline
Bir de gurbeti kattığın derdine
Ne çok şiir yazılır..
Sende iken sensizliğe
Dilindeki sessizliğe
Alıp gittiğin bensizliğe
Ne çok şiir yazılır..
Ankara’m kederdeyken
Gümüş başı dumanlıyken
Tüm düşleri çıkmazdayken
Ne çok şiir yazılır..
Senden olsun tüm hesaplar
Adı konmamış tebdil sevdalar
Serde var ise kaygılar
Ne çok şiir yazılır..

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
FOTO GALERİ

Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Bilgiler Kopyalanamaz. @Ankara Şehir Gazetesi

hack forumwarezwebmaster forumuhack haberhack forumhack forum