REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Ankara Şehir Gazetesi

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

KÜÇÜK EV’İN ÇOCUKLARI

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
KÜÇÜK EV’İN ÇOCUKLARI
02 Haziran 2021 - 12:26
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

– “ Hey gidi günler hey !..Bizim zamanımızda bu kadar tv kanalı
yoktu, TRT’den başka kanal bilmezdik.”..
Diye başlayan cümleler kurarak devam etme yaşına gelenlerin hatıralarında
kalan yabancı dizilerin en başında gelir Küçük Ev adlı tv dizisi.
Her evde tek televizyonun olduğu, ve aile bireylerinin bir arada aynı
programları izlediği yıllarda olalım birkaç dakika bu hafta..
40 dakika sürerdi diziler ve arada sadece tek reklam olurdu. Baba
sansüründen geçmiş dizilerin başında gelirdi o mutlu ailenin yaşadığı
Küçük Ev.
Bir romandan uyarlanıp 1974 – 1983 yılları arasında NBC tarafından
Amerika’da çekilip yayınlanan orjinal adı “Little House On The Prairie”
olan Küçük Ev dizisi Türkiye’de de eş zamanlı olarak yayına girdi. Batı
Amerika’da yaşayan İngalls Ailesinin olağan yaşamları birçok ülke insanını
beyaz cam başına çekmişti yayınlandığı dönem içinde.
Dizi konu itibariyle basit bir çiftçi ailesi olan İngalls’ların kendi içlerinde
ve yaşadıkları kasabada aynı şartlarda hayatı paylaşıkları komşularıyla
olan ilişkilerini anlatır. Dört çocuklu olan bu ailede anne Caroline
evde tüm işleri üstlenmiş, baba Charles çiftlik işlerinde var gücüyle
çalışmaktadır. Çocuklar, kasabada yaşayan diğer çocuklarla aynı okula
gitmektedir. Klasik Amerikan fi lmlerindeki kolej çocukları yoktur bu
hikâyede. Kasaba’da yaşayanların hayat şartları ve mücedeleleri birbirine
benzer. Herkes o kadar eşittir ki hikâyede dertler aynı derttir ve
şenlikler ortaktır. Aile kavramı vurgulanır. Emekçi anne ve babalar ve bu
emeğe saygı duyan çocuklar vardır hikâyede. Verilmek istenen mesaj
açıktır, kutsal birlik ailedir. Bağlılık ve paylaşım güveni, sevgi ise mutluluk
getirir. Aza kanaat edip çoğu temkinli kullanmaktır esas iş.
Dizi belki de bu yüzden, yani hayatın en sade, doğal ve gerçek halini
yansıttığı için ekrana kilitler yıllarca izleyiciyi. İngılls’ların yaşadığı ahşap
evde çıkan yangında gözlerini kaybeden ailenin büyük kızı güzeller
güzeli Mary için herkes çok üzülmüştür. Kül olan evin tüm kasabanın
toplanıp imece usulüyle yeniden inşa edilmesi de yüreklere su serpmiştir.
Anne fedakâr, baba çalışkan çocuklar her güçlüğe rağmen mutludur.
Sosyal yaşam onlar için ailece katıldıkları kasaba şenlikleridir. Anne
baba oyunlara katılırken çocuklar sevinçle onları izler. Tıpkı aynı yıllarda
Anadolu’nun herhangi bir köşesinde yaşayan aile ve aileler gibi. Bir
olmayı birlik olmayı ve ancak aile olmakla hayata göğüs gerileceğininin
öğretisidir her bölüm. Sabahları herkesten önce kalkıp mutfağa dalan
anne, yataktan zor kaldırılan çocuklar, acelesi olan babalar ve daima
sofra başında çekişmek için bir sebep bulan kardeşler. Gülmeler,
dağıtıp ortalığı ekmek kırıntılarını yere dökmeler, sonra okula yetişme
çabaları. Akşam yemeğinde günün değerlendirmesi, annelerin ödevlere
yardımı, babaların haydi yatıyoruz herkes yatağına uyarıları.. Sorunların,
sıkıntıların aile olmanın gücüyle çözüleceği muhakkaktır. Beraber
gülmek ve eğer ağlanacaksa beraber ağlamaktır asıl felsefe. Üzüntülerin
ardından patlatılan bir şen kahkaha, iklimi kıştan akdeniz yapıverir.
Hepimizin, hepsinin, diziyi izleyen tüm insanların dünyanın türlü yerlerinde
yaşadıkları aynı düzendir aşağı yukarı; “aile düzeni”,anne baba
ve çocuklardan mamûl, mutlulukları an meselesi olan hayatlar hep aynıdır.
İnsanlık tarihinin en eski kurumudur aile birliği. Neolitik çağda ilk
kez dört duvarla çevrilip üstü örtülen ve ev denen düzeneğin ilk sakinleri
ailelerdir. Orta Asya Türk çadırındaki çocukla Batı Amerika ahşap köy
evindeki çocuğun yatış borusunu baba çalar hiç şüphesiz. Çocuklar
okula istemeden gider ilk günler, anneler sebze sevdirmeye uğraşır çocuklara
belki de. Çamaşır günü sırtı ağrır annelerin otomatik makinaları
yoktur çünkü. Tabi İngılls’ların da . İşte o eski nesil hâlâ imtinâ eder üstünü
kirletmekten. Hayat koşulları zordur o vakitler buna rağmen insanları
mutludur, mutluyduk. Günümüz insanı belki de burada tıkandı, teknoloji
kolay imkânlar sınırsız ama mutluluk zor.
İşte bu diziyi kendi aileleriyle bütünleştirip izleyen bir gürûh yetişti
80’lerden. Onlar alt beyinlerinde kendi anne babalarından da görerek
aile olmanın ne kadar elzem ve değerli
olduğu bilinciyle empoze oldular hayata. Belki erkenden olgunlaştılar
belki de pek erken sorumluluk sahibi oldular ama sağlam ebeveynler
oldular. Tek bir dizi ya da program bu kadar etkin midir insan yaşamında
tartışılır ama o yıllarda hep bir aradaydı insanlar ve en kutsalları
aile olmalarıydı. Ben değil biz bilinciydi asıl olan. Dizide olanda buydu.
Güven, aranan bir özellik değildi zaten vardı. Birbirini seven insanlar
aile oluverirdi. Bir yastıkta kocamak ne hoştu. Aynı saatte eve gelen babalarla
kocasının işten geliş saatini gözetip daima evde olan anneler ve
bundan mamûl mutlu çocuklar.
Dizinin akıbeti ne mi oldu ?.. Küçük Ev dizisi dokuz yıl devam etti.
Defalarca Altın Küre ödülüne aday gösterildi ama bir kez bile ödül alamadı.
Sessiz sedasız bitti bez çadırlı at arabasındaki çocuklarını alıp gitti
Charles İngılls..
Bu kadar çok izlenen dizi ödüle lâyık görülmedi de hangi yapım
ödüle doyuruldu?. Yine uzun soluklu bir dizi olan Dallas. Konusu entrikadan
mütevellit, hiç bir ahlâki kural tanımayan, aile olgusunu yerle
bir eden, çıkar uğruna kardeşlerin birbirini harcadığı Amerikan ailelerinin
çocuklarına ve gençlerine izlemeyi yasakladığı ama Türkiye’de peynir
ekmek gibi izlenen bu dizinin aldığı ödüller şu haber manşetleriyle
verildi : “ tüm zamanların en çok izlenen yapımı”…sevimsiz ve şaşırtıcıydı
kuşkusuz. Babalarımızın sansür uygulamakta haklı oldukları yayınlardan
biriydi. Çocuklara ve gençlere göre değil bu zırvalık der tv yi
kapatırdı büyükler.
İşte bu nedenle; Bu faydalı sansür disiplini ve aile yapısı içinde yetişmiş,
şimdilerde orta yaşlarını hızla tüketmeye yönelmiş bir nesle günümüzde
adına modernlik denen “ ilişki, özgür yaşamak, takılmak, anı
yaşamak, biriyle gelecek düşünmeden her şeyi yaşamak, her türlü rahat
olmak” adı altında insanların birbirlerinin duygu dünyasına istediği
gibi hoyratça girip çıkmanın kolaycı ve bencil terminolojisini benimsetemediler.
Kimilerince Eski kafa diye adlandırılan KÜÇÜK EV nesli sevdiyse
hayatında istedi, aile olmak istedi, çünkü ahlaki değerlerini aile
içinde var etmişti. Aile dışındaki kavramlar onları ürküttü ve uzaklaştırdı.
Eleme, kedere,neşeye, sevgiye,varlığa ve yokluğa tüm zorluklara sahip
çıkmak onların işiydi. Hatalara eyvallah meşakkate kabul dediler. Mutlak
bağlılık sahip çıkmak ve aidiyet duygusuyla yetişti o devrin çocukları.
Şimdi kalkıp Küçük Ev çocuklarına haydi gel Dallascılık oynayalım
dediler mi oynamaz eve kaçar onlar. Bir Dallas fi gürünü Küçük Ev’de
yaşatamayacağınız gibi, bir Küçük Ev karekterini de Dallas’ın rezil hayatına
çekemez kimse.
İzlenen programlardan yaşanan hayatlara kadar hepsi gerçek olan
ve sistemli yaşamları içinde mutlu olan o günün çocuklarını sadece iyi
birer aile ebeveyni ve sağlam eşler olarak görebilirsiniz.
Gerisi mi ?.
“Bir radyo bir karyola
Bir de aynalı dolap
Bize de yeterdi becerebilseydik.
Bir yastıkta can cana
Geçer giderdi hayat
Senle ben biz olmayı becerebilseydik.”
Der şarkıda.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
FOTO GALERİ

Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Bilgiler Kopyalanamaz. @Ankara Şehir Gazetesi

hack forumwarezwebmaster forumuhack haberhack forumhack forum